Kar mı taneleri ?


Hehhh bu gün arkadaşlarımın tepkisiyle başlıyorum yazıma çünkü gece yazmam gerekiyordu çoktan fakat bu gün geç yazmak istedim bu gün anlatacağım şeyler olacaktı ve oldu da..

Bu gün her zamanki geçen günlerden değildi ve çok iyi oldu benim için yaşadığını hatırlıyor insan böyle şeyler oldukça.. Arkadaşımla buluşacaktım ve çok farklı bir gün yaşayacağımı tahmin ediyordum çünkü o farklıydı o değişikti her zaman bunu fark ettirirdi öyle biri hayatınızda olur umarım..

Buluşma zaman 2'den 3'e alınmıştı daha sonrada 3'te çııııııııkk mesajı ile hazırlanmaya başlamıştım giyindim kıyafetlerimi derken çıktım hava bir hayli soğuktu ve asıl amaç onu bekletmemekti bekletmek istemediğim halde birazda olsa bekledi dolmuşçuyu yanlış yola soktuğum halde düşünün yani .. Gittim selamlaşma faslı geçti filan yola koyulduk tabi anı ölümsüzleştirmek için fotoğraf makinesi şarttır benim hayatımda ve anılar ölümsüz olmaya devam ediyordu o soğukta o rüzgarda makineyi çıkartıp denkleşör'e basmayı hiç bir fotoğrafçı istemezdi tabi ama içi içine sığmıyordu her şeyi çekiyordu dikkatini çeken her şeyi...

Yorulduk artık etrafımızda tonlarca insanın olduğu yerlerden geçtik hiç biri bizim farkımızda değildik vardık ya da yoktuk onların umurlarında değildik sanki ya da görünmezdik, bizde pek umursamıyorduk çünkü yan yanaydık güle oynaya çocuklar gibi geçiyorduk yanlarından çıktık sonunda istediğimiz yere kendi ülkemizde kendi tarihimizi kendi geçmişimizi görmek için para vermek zorundaydık biz yapmadık vermedik girmedik devam ettik küçük adımlarla ıslak çamurlu yollarla.. Ayağımıza giren taşlar, ıslanan paçalar, sürekli akan sümük ve burun çekme eksik olmadı gideceğimiz yere kadar sonunda varmıştık..

Böyle içeri girdiğinizde anlarsınız ya öyle bir şey yok buraya girdiğinde mecburen beğenmek zorundasın hani zorunlusun gibi hissediyorsun kötü bir şey olsa bile göz ardı edebiliyorsun öyle bir mekandı ve geçmişin teknolojik aletlerini biraz olsun merak edenlerin gitmesini tavsiye ediyorum 40 yıllık radyolar, 50-60 yıllık gramafonlar, taş plaklar, albüm kapakları, eski bir çok eski gazeteler, bir çok ünlünün gençlik fotoğrafı bu fotoğraf olayı pek iyi olmasa da güldürücü olmuştu o an. Siparişi verdik 2 çay, 1 menemen beklemeye geçtik sohbet filan çok etkilenmiştim atmosferinden ve bir çok kişinin bilmediği bir yeri bilmenin gururunu taşıyordum sayesinden ne kadar teşekkür etsem azdı ona en yakın zamanda tekrar gideceğim kesin...

Etrafı gezinmeye başladık o kadar güzellerdi ki her şey sırasıyla koyulmuş böyle ne kadar eşya varsa hepsinin bir anlamı ve bir köşesi vardı kendilerine ait pek fazla fotoğraf çekinmemize izin verilmemesi için ışığı kapatsa da sahibi onları bizle paylaşamak istemese de  biz alacağımızı almıştık çoktan oranın huzurunu benimsemiştik..  Bir çok şeyi kendime saklamak istiyorum birazda bencillik yapayım diyorum kendi kendime o sırada içimden geçen şeyler burada bir şömine eksik daha sonra hayallere dalıyorum şömine olacak, kar yağacak, gramofondan gelen müzik sesi, 2 kadeh şarap ve o olacak..

Düşünmem  '' Gökhaannn'' seslenmesiyle gidiyor bir anda camdan bir bakıyorum kar yağıyor, soba yanıyor, şarap eksik birde sen eksiksin. Orada duruyor işte zaman denen illet sonra küfürlere başlıyorum içim saydırıp duruyorum kendimce sana, etrafa, oraya gelip fotoğraf çekip, twit atan kadına, içimden tuvalet terliği diyorum bağıra çağıra..

Dışarı çıkıyoruz, hiç çıkmak istemesek de çıkıyoruz mecburen birer sigara yakıyoruz kar eşliğinde yokuş bizi bekliyor çıkmaya başlıyoruz, çıkarken sohbet filan devam ediyoruz yine anı ölümsüzleştiriyoruz, rüzgar hayli keskin üşüyoruz içimizden küfür ediyoruz ama yan yana olan 2 kişide mutlu istekleri aynı.. Her şey güzel gidiyor her şey yorulsak bile içimizde adını koyamadığımız bir mutluluk var ve fotoğraf çekmeye devam ediyoruz dolanıyoruz Ankarayı İstanbul'a değişmem itirafını duyduktan sonra Ankarayı sevdiğim tekrar aklıma geliyor seninle aynı şehirdeyiz seni sevmiyorum artık senden nefret ediyorum ama Ankarayı artık o kadar çok seviyorum ki anlatamam karanlık sokaklar, okuldan yeni çıkan çocuklar, namaza giden yaşlı amcalar yanımızdan geçiyor ve bir amca çocuklara bağırıyor elinde şemsiye üstünde kaban var bu amcanın kar mı yağıyor ? İçimizden sana ne görünüyor gibisinden alaycı bir tavırla üşüdüğümüz halde kahkaha atarak merdivenleri iniyoruz.. Aşağı indikçe yüzüme vuran rüzgar kendimi daha sıkı daha güçlü düşünmemi sağlıyor, devam ettikten sonra aşağı iniyoruz bir an taşların üstüne çıkıp seni seviyorum demek istiyorum diyor arkadaşım dans ediyor taşın üstünde ve aşağıda bir kızıllık dikkatimizi çekiyor.. Yanılmış bir ateş ve terk edilmiş çokta güzel renk katıyor aslında köz topluluğu o an dışıma aktarmadan düşünüyorum keşke kestane olsaydı şuracıkta yerdik hemen diyorum ama içimden dışıma aktardığım an kafama sert bir darbe alabilirim o an ki mutluluğumu anlatamıyorum eskiler eskiler..

Dönüşte ise herkesin bir çabası varmış gibi bazı insanlar hiç karı sevmiyormuş gibi bazılarının vurdumduymazlığı ise kimsede yok bizde bile.. Otobüs bekleyen insanlar, şemsiye açıp servis veya otobüs bekleyen insanlar, ıslanmaktan korkan insanlar ve bizi gördüklerinde bize imrenen insanlar çok ilginç bakış atanlarda var tabi...

Bu günü toparlarsam ki eğer toparlarım güzel bir gün, iyi bir arkadaş, kimsesiz sokak köpeği, şemsiyeli amca, çocuklar, karanlık sokaklar, kirpiklerime düşen kar taneleri ve gördüğüm kristalleri, ıslanmış ayakkabılar ve çoraplar, üstündeki yorgunluk, o soğuk, rüzgar, ritim tutan bir şekilde hızlıca burun çekmeler, sümük olan bilekler.. ve gözlerinin içinde ki o mutluluğu ben bile görüyorum..

Beynime düşen bir kar tanesi bütün düşüncelerimi siliyor yine baştan başlıyorum..

 Kedi...

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar