Bir gün öleceğim sevgilim ..


Öleceğim her nefes alan canlı gibi. Kalbim atmayacak bir balık tezgahının ardında. Kimse bilmeyecek neden öldüğümü. Annem hissedecek belki. yüreği sızlayacak, ben yaşamıyor olacağım. Nefes almamaktan bahsediyorum balım, dünyanın sonu değil ya. Altı üstü nefes almamak.
Ansızın öleceğim sevgilim. Arayacaksın beni. Kimse aramaz, ama sen ararsın biliyorum. Üç ay bilemedin beş ay gözyaşı dökersin hissediyorum. Çok mu abarttım? Hadi iki ay olsun.
Önce kokumu unutacaksın sevgilim, sonra sesimi, ellerimi, belki sonra gözlerimi. İki yıla kalmaz beni bile hatırlamayacaksın. Evlenirsin belki, çocukların olur, boy boy, kara kaşlı erkek çocukların… En çok canımı yakan da bu olacak benim. Belki benim adımı koyarsın birine, yada eşinin ölmüş ebeveyninin adını. Eğer ikinci seçeneği tercih edersen onu sevindireceksin burada bana bakıp gülümseyecek ve ahirete 0-1 başlamış olacağız. Kim bilir? Belki de çocuğun olmaz… Eşin bozuk çıkar, kader bu ya bir minik kalp veremez sana.
Aradan beş yıl geçtiğinde anılarımızı hatırlayacaksın sevgilim. Beraber gittiğimiz oyun salonlarına gitmeyeceksin. Seni ilk yemeğe götürdüğüm yerin yakınından bile yürümeyeceksin. Uçurtma uçurduğumuz vadiden, yarış yaptığımız yürüyüş yollarından, kitap raflarında kaybolduğumuz o yeşil kütüphaneden geçmeyeceksin. Geçemeyeceksin. Anılar sevgilim anıların ölmediğini beş yıl sonra anlayacaksın. Onları yanımda götüremediğim için ne kadar üzgün olduğumu göremeyeceksin ama bileceksin, hissettireceğim sevgilim.
Balık tezgahının ardında ölü bulunan ben beş yıl boyunca kendimi hiç hatırlatmayacağım sana. Öldükten sonra da yakmayacağım canını. O beş yıl boyunca yakmayacağım.
Ölümümden on yıl sonra bir barda aklına geleceğim sevgilim. Gözlerimi hatırlayacaksın. Sonra yanından biri geçecek benim kokumu alacaksın. Bir alışveriş merkezinde ismi duyulmamış bir mağazada satış görevlisi olarak çalışan, kısa boylu, siyah saçlı, biraz kilolu, kötü kalpli birinin sesini benimkine benzeteceksin. Camdan bakarken yan evin bahçesinde çalışan bir bahçıvanın benim bir buluşmamızda giydiğim kazağı giydiğini fark edeceksin, gözlerin dolacak. Ütünün buharında nefesimi, kahvaltılıktaki zeytinlerde gözlerimi göreceksin. On yıl sonra aklına geleceğim sevgilim.
On beş yıl sonra beni hatırladığında gülümseyeceksin. Çocuklarını gittiğimiz oyun salonlarına götüreceksin, eşinle uçurtma uçurmaya bizim vadimize gideceksin… Ama beni unutmayacaksın sevgilim. Beni kesinlikle unutmayacaksın. Unuttuğunu düşündüğünde aklına geleceğim. Beni unutmayacaksın.
Öldüğümde sakın üzülme sevgilim. Ben henüz keşfedilmemiş derinliklerde, bitmiş kahvelerin telvesinde, kimsesizlerin gözlerinde, beyazın kirinde, kalplerin atmadığı hatta nefes bile alınmadığı yerde, bulutların üstünde, bir annenin ayaklarının altında, rakı şişesinin kırık camında, karanlıkta, zifiri karanlıkta, gökkuşağının ucunda, güneşin arkasında, hayat olmayan bir gezegende, ismi olmayan birinin bedeninde yeniden doğacağım. Beni unutmayacaksın sevgilim. Baktığın her yerde olacağım.
Görebildiğin her yerde…
Üzülme.

Yorumlar

Popüler Yayınlar