Pazar kahvaltısı



Bir pazar kahvaltısından sonra saat 12'yi geçerken sever misin beni? Hayattan herkesin istediği kadar çoğul isteklerim var elbet benimde, kendime ve sana yetecek kadar. Uyandığımda bir kişinin yanımda uyanması aynı yastığa baş koymak nasıl bir his? Çoğul istek dediysem öyle büyük şeylerde gözüm yok vallahi. İyi bir iş sahibi, bir de eş sahibi. Bir evin anahtarını iki kişi paylaşmaya razıyım. Benden önce gel ama eve. Sokağımıza girdiğimde ışığın yandığını göreyim her seferinde. Ellerimde kırmızı bir şarapla mutluluğumuzu kutlayalım bazen. Bazen de dua edelim tanrıya. Kitaplar okuyup, şiirler yazıp, beraber bir bulmacanın ikinci harfini söyleyip senden bir cevap bekleyeyim. Bir gün çocuğumuz olur belki. Filizlenip mutluluğumuza renk katalım. İçimdeki isteklerin bitme sebebi ol. Azla yetinmeyi öğret bana ama ben seni çok çok seveyim.

Doğan güneşin yüzümüze vuran ışıkları rahatsız etsin bizi. Kalk sen bana çay koy, ben yanında gazete okuyayım sana. Güzel bir müzik eşliğinde dans edelim. Mutluluğun formülünü istemiyorum tanrıdan gerçekten ben bir şekilde mutlu olurum sen yanımda olursan.

yoksun..

Olmamanı kötülüğe vurmuyorum vallahi. Belki en iyisi olacak zamanla ama neden olmadığı hakkında çok fikrim yok. Ben elimdekilerin değerini bilmedim bazen. Bazense ellerinde olduklarım değerimi bilmediler. Son olan her zaman daha çok acıtıyor. Son olacaksa mutlu son olsun bir kerede. Her şeyin zamanı varsa. Her acının da sonu var. Her sonun da bir acısı. Acı demişken çok acı çektim. İstemediğim şeyler yaptım, pişmanım. Şimdi pişmanlığımdan vazgeçtim. Düzlüğe çıkıp hayatımı düzene sokmak istiyorum. Ve buna senden başlamalıyım. Her şey öyle hemen olmaz der Annem hep iste der. İste ve onu elde et der. Sen de iste bir gün beni. Bir kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken rastlayalım bize.

Bir kapının anahtar deliğinden kendimi izliyorum şimdi geçmişime bakarak. Pişmanlıklarımı, özlemlerimi, acılarımı, mutluluklarımı, hüzünlerimi yazarak anlatıyorum bende. Suskunsam dışıma suskunum. İçime attığım çığlıklarım beni rahat ediyor gerçekten. Uzun bir şiirde rahatlatmıyor artık. Yazı yazmak acı verir mi? Acıyla yazı yazılır mı? Her şeyi sildim diyelim ya da anılar insanı olgunlaştırır mı? Tanrı acı çektirmeyi seviyor olmalı yoksa bu kadar insan bunca şeyi öğrenemez. Bu yazıya başladığımda neredeydim şimdi neredeyim. Çok basit cevabı sendeyim. 


Beyaz gömleğimin yakasına yapışmış yalnızlık.
Gel, acılarını evlat edineyim.
Nehirler gibi temiz,
Kuşlar gibi özgür.
Meşe ağacı gibi sağlam.
Deniz gibi dalgalı.
Senin kadar güzel.
Sessizliğinden nefret ediyorum!
Dilsiz değilsin ki.
Dışarı oyun oynamaya çıkan bir çocuk gibi, mutlu olalım.
Ya da annesi vefat etmiş biri gibi hüzünlü.
Her şeye razıyken ben seninle,
Ben seni sevdikçe,
Sen beni bırakmayı tercih ettin gittikçe,
Ben sana şiirler büyütüyorum.
Acılarım öldürür beni.
Çektiğim acılar anlamsız kalmasın.
Durma, bakma bana öyle!
Gör beni yanaş duvarıma.
İçimde kış var, gittiğinden beri.
Gel mevsimimi şaşırt.
Bakışlarına rehin olayım!

Nazım bir şarkı çalsın radyoda.
Sana armağan edip sigaramı yakayım.
Dinle bir sefer beni.
Bir çiçekle bekliyorum seni sokağının başında.
Bu sokağı çıkmaza sokma!
Çıkmaz sokağım olsan da razıyım ya sana ama
sen benim çıkmazım olma!
"Gitme!"
kal şurada.
Soy isminin intiharını bırak ellerimle gerçekleştireyim.

Yorumlar

Popüler Yayınlar