Bir minik kız, bir minik kalpli büyük dev!
Minik bir kıza tutuldum.
Zaman o kadar hızlı geçmişti ki.
Ona aşık olduğumu bilmiyordum.
Bazı sahneler vardır hayatın içinde. Ve o sahneler sırasıyla art arda gelir, bu sahneler acı ve mutluluk barındırır. Sadece acı vardır sahnelerin içinde. Ve bu sahneler minik kalpli büyük devin canını yakar. Yanma dediysem bildiğiniz ateşin yaktığı bir şey değil. Ateş olmadan yanar bazen canın.
Sahne I
ben ne şiirler yürüttüm kalbimin üzerinden,
bir veda ile,
göz yaşlarımı akıttım defterime bu seferde yazılarımla,
sana veda ediyorum bu gözyaşlarımla,
yalanı sevmediğimi biliyorsun,
en sevmediğim konudan kestin attın kalbimi,
bir kağıt kesmesi gibi acıttı,
Sahne II
Ve senin sahnen başlayacak hissediyorum, doğru hissediyor muyum bilmiyorum ama hissediyorum.
Geleceksin geri döneceksin,
ben olmayacağım geldiğinde,
olsam bile eski ben olmayacak sana bakan,
seni gördüğüm ilk gün ki gibi atmayacak kalbim,
pişmanlığımı başa sardım bende kalbime güvenerek,
hep kalbimle kararlar verdiğim için,
beynimden azar işitiyor,
içeride işler iyi değil.
Ne oldu? Ne oldu? deme bana artık.
olan oldu.
ölen öldü.
giden gitti.
gelmeyen gelmediğiyle kaldı.
ama
geleceksin.
sorsan da olur beni, sormasan da..
kulaklarım çınlar en fazla artık.
derde sarılıyorum,
hayata kapatıyorum kendimi,
belki ben iyi biri değilim,
çirkin insanlar, güzel insanları gördüğü zaman.
güzel insanlardan etkilendikleri zaman yani
onların dikkatini çekmek için saçma hareketler yaparlar.
artık hareket yok.
bunun adı bitkisel yalnızlık.
öleceğim günü bekliyorum.
ve bir daha söylüyorum
artık aynı şeyleri yaşamayacağım !
aynı şeyleri yaşamak, yapmak yok artık.
bile bile lades demek yok artık !
Sende yoksun artık.
kağıttan gemiler yapıp yolluyorum, denize.
üzerinde güzel notları olan.
güzel notların içinde ki ''sen'lerden''
arınıyorum.
göz yaşlarımla beraber yürütüyorum gemileri karadan.
bir kırmızıya aşık ettin beni,
birde şarkılara,
sen varken mutlu olduğum için yazmamıştım.
mutsuzluk yazdırıyormuş insana,
daha doğrusu mutsuz olduğu için yazan bir insanım ben.
bunları birinin okumasına gerek var mı yok mu bilmiyorum.
sen okumadıktan sonra.
okusan belki dönersin?
belki hiç okumazsın
yok yok hiç okumazsın sen bu yazıları.
düşünmeden yaşamak gerek belli ki.
senin sahnen çok başarılı bulundu hayatımda.
güle güle...
hatta ağlaya ağlaya.
ben
gidiyorum. ..
hayatından..
Zaman o kadar hızlı geçmişti ki.
Ona aşık olduğumu bilmiyordum.
Bazı sahneler vardır hayatın içinde. Ve o sahneler sırasıyla art arda gelir, bu sahneler acı ve mutluluk barındırır. Sadece acı vardır sahnelerin içinde. Ve bu sahneler minik kalpli büyük devin canını yakar. Yanma dediysem bildiğiniz ateşin yaktığı bir şey değil. Ateş olmadan yanar bazen canın.
Sahne I
ben ne şiirler yürüttüm kalbimin üzerinden,
bir veda ile,
göz yaşlarımı akıttım defterime bu seferde yazılarımla,
sana veda ediyorum bu gözyaşlarımla,
yalanı sevmediğimi biliyorsun,
en sevmediğim konudan kestin attın kalbimi,
bir kağıt kesmesi gibi acıttı,
Sahne II
Ve senin sahnen başlayacak hissediyorum, doğru hissediyor muyum bilmiyorum ama hissediyorum.
Geleceksin geri döneceksin,
ben olmayacağım geldiğinde,
olsam bile eski ben olmayacak sana bakan,
seni gördüğüm ilk gün ki gibi atmayacak kalbim,
pişmanlığımı başa sardım bende kalbime güvenerek,
hep kalbimle kararlar verdiğim için,
beynimden azar işitiyor,
içeride işler iyi değil.
Ne oldu? Ne oldu? deme bana artık.
olan oldu.
ölen öldü.
giden gitti.
gelmeyen gelmediğiyle kaldı.
ama
geleceksin.
sorsan da olur beni, sormasan da..
kulaklarım çınlar en fazla artık.
derde sarılıyorum,
hayata kapatıyorum kendimi,
belki ben iyi biri değilim,
çirkin insanlar, güzel insanları gördüğü zaman.
güzel insanlardan etkilendikleri zaman yani
onların dikkatini çekmek için saçma hareketler yaparlar.
artık hareket yok.
bunun adı bitkisel yalnızlık.
öleceğim günü bekliyorum.
ve bir daha söylüyorum
artık aynı şeyleri yaşamayacağım !
aynı şeyleri yaşamak, yapmak yok artık.
bile bile lades demek yok artık !
Sende yoksun artık.
kağıttan gemiler yapıp yolluyorum, denize.
üzerinde güzel notları olan.
güzel notların içinde ki ''sen'lerden''
arınıyorum.
göz yaşlarımla beraber yürütüyorum gemileri karadan.
bir kırmızıya aşık ettin beni,
birde şarkılara,
sen varken mutlu olduğum için yazmamıştım.
mutsuzluk yazdırıyormuş insana,
daha doğrusu mutsuz olduğu için yazan bir insanım ben.
bunları birinin okumasına gerek var mı yok mu bilmiyorum.
sen okumadıktan sonra.
okusan belki dönersin?
belki hiç okumazsın
yok yok hiç okumazsın sen bu yazıları.
düşünmeden yaşamak gerek belli ki.
senin sahnen çok başarılı bulundu hayatımda.
güle güle...
hatta ağlaya ağlaya.
ben
gidiyorum. ..
hayatından..

Yorumlar
Yorum Gönder