Zamansız keşkeler.


Demin fark ettim. Unuttum dedikçe hatırlıyorum. Bir kaç dosya arasında kalmış fotoğraflarına rastladım. Özlüyorum. Yalan yok. Dertleşmelerimizi, kimseye anlatmadıklarımı sana anlatmayı, saçmalamayı, her boku sorun etmeyi, senin boktan tavırlarını, her şeye rağmen yanımda olacağını düşünmeyi, en son bana sarılışını… 
Çok özlüyorum. 
Anlatamıyorum da… Bu sefer olmaz çünkü. Bu kez dönersem, değişirim. Bir daha asla da eskiye dönemem kendimi biliyorum. Hatta seni de biliyorum. Tekrar gideceğini, asla temelli geri dönmeyeceğini… Tekrarları konuşmak da anlamsız ya artık. Gittin çünkü biliyorum. Asla gelmeyeceğini de biliyorum. Ama işte o keşkeler var ya hani… Asıl içimi acıtanlar onlar. O keşkeler… O hayaller… 
Ne bileyim farklıydı işte.
Ağzıma sıçmanı bile özlüyorum çünkü ben.
Daha önce yaşamadım ben bunu.
Daha önce hiç kimseye dön diye yalvarmadım, gitme demedim…
Şimdi diğerlerinden bir farkın yok. Ama hala olsun istiyorum. Hala farklı ol istiyorum. Gitmeyen ol istemiştim çünkü ben. Herkes gitse de, sen hep kal istemiştim…
Mesela merak ediyorum. Hala okuyor musun, izliyor musun, duyuyor musun… Unuttun mu hemen diye düşünürken buluyorum kendimi. En ufak bir şey bile bana seni hatırlatırken, sen en azından beni doğrudan ilgilendiren şeylerde anımsıyor musundur… Bunu bilmek bile yeterdi. Hala orada bir yerlerde, yanında anılabildiğimi bilmek…
Öyle işte.
Keşke bilsen.
Bak, yine keşke

Yorumlar

Popüler Yayınlar