Küçük bir tebessüm
Bulutlara yazmak isterdim sana olan aşkımı, canınız sıkıldığında aşk yağmurları yağardı bu kente. Ben ise bir rüzgar olup dağıtırdım senin damlalarını çünkü yağmurun yağması bana ağlamanı hatırlatıyor gerçi sen pek ağlamazdın da.. Bir gün aynı kentte yaşayan, aynı sokaklardan geçen, aynı kafeden çay içen, iki insan olacağız sadece düşünebiliyor musun? Zamanın da ileriye dönük kurduğumuz hayaller geçmişte kaldı. İnsan hep kaybedince mi anlar elindekinin değerini? Kaybetmekten kastım ayrılınca o boşluğun içine düşünce mi anladın sahi benim ne veya kim olduğumu?
Ya kaybetmeseydin de beni, ben ölseydim? Öldüm diyelim geri dönüşüm yok, zaten bu ölümü hiç anlamıyorum madem geldik şu hayata birlikte ölelim değil mi? Ama sen benden ayrı ölmeyi istedin. Hatta sen nerede öleceğini çoktan fikir edinmişsin aklınca. Yaşadığımız o kadar kötü o kadar güzel günler varken gidip ölüyoruz. Kim ölmek ister ki? En mutlu anında hiç kimse ölmek istemez sanırım. Ben senin aynı yatağı paylaşırken o an sana bakarken senin nefes alıp verişini rüyanda konuşmanı izlerken o an ikimizinde ölmesini istedim. Çünkü en mutlu anımdaydım ve bir daha öyle bir anı olmayacak diye düşündüm. Emir vaki yaptım o an Azrail seni almaya gelse beni de al! derdim. Sen nasıl düşünürdün ki?
Birbirimize sarılmış bir vaziyette ben iki kolumla tüm dünyayı sarmış gibi seni sarıp, yanaklarına öpücük kondurup, aynı filmi izlerken sonsuza kadar uyuya kalmak istiyorum. Görülen yüzün olduğu gibi görülmeyen yüzünde varmış senin. Herkesin böyle bir yüzü vardır belki. Herkes neden aldatmaya ve yalan söylemeye meyilli anlamış değilim. Her gün farklı insanlarla konuşuyorum herkesin ayrı bir derdi var. Derdi veren Allah dermanı da verir der annem hep çünkü inançlı biri inancını kaybeden bir insan daha acımasız olur ben senin inancını kaybettiğine inanıyorum çünkü inançlı bir insan yapamaz. Vicdanı rahat etmez insanın. Yani nasıl olur da gidersin ki?
Her neyse yine de küçük bir tebessüm edip sigaramı yakıyorum afiyet olsun bana.
Ya kaybetmeseydin de beni, ben ölseydim? Öldüm diyelim geri dönüşüm yok, zaten bu ölümü hiç anlamıyorum madem geldik şu hayata birlikte ölelim değil mi? Ama sen benden ayrı ölmeyi istedin. Hatta sen nerede öleceğini çoktan fikir edinmişsin aklınca. Yaşadığımız o kadar kötü o kadar güzel günler varken gidip ölüyoruz. Kim ölmek ister ki? En mutlu anında hiç kimse ölmek istemez sanırım. Ben senin aynı yatağı paylaşırken o an sana bakarken senin nefes alıp verişini rüyanda konuşmanı izlerken o an ikimizinde ölmesini istedim. Çünkü en mutlu anımdaydım ve bir daha öyle bir anı olmayacak diye düşündüm. Emir vaki yaptım o an Azrail seni almaya gelse beni de al! derdim. Sen nasıl düşünürdün ki?
Birbirimize sarılmış bir vaziyette ben iki kolumla tüm dünyayı sarmış gibi seni sarıp, yanaklarına öpücük kondurup, aynı filmi izlerken sonsuza kadar uyuya kalmak istiyorum. Görülen yüzün olduğu gibi görülmeyen yüzünde varmış senin. Herkesin böyle bir yüzü vardır belki. Herkes neden aldatmaya ve yalan söylemeye meyilli anlamış değilim. Her gün farklı insanlarla konuşuyorum herkesin ayrı bir derdi var. Derdi veren Allah dermanı da verir der annem hep çünkü inançlı biri inancını kaybeden bir insan daha acımasız olur ben senin inancını kaybettiğine inanıyorum çünkü inançlı bir insan yapamaz. Vicdanı rahat etmez insanın. Yani nasıl olur da gidersin ki?
Her neyse yine de küçük bir tebessüm edip sigaramı yakıyorum afiyet olsun bana.

Yorumlar
Yorum Gönder