Yaşadığım kadar, öldüm.

yaşadığın kadar, öldün.
öldüğün kadar yaşa!
öğrendikçe dönersin bak yaşadığın kadar başa,
salladığın kürekler ise salladığın kadar boşa. .

Yaşım olmuş 21, 252 ay geçmiş bu ayların 100 tanesini hatırlayamasam da,  kaç saat, kaç gün olduğunu hesaplayamıyorum matematiğim o kadar iyi değil, bu geçen süre kısmında aşık oldum, güldüm, ağladım, kan kaybettim, para kazandım, yeni insanlarla tanıştım, git gide çirkinleştim, çok yoruldum, her şeyin acele olmasını istedim vs vs.. Beklentilerimin hiç biri olmadı, hayatın diğer yüzünü ben erken yaşadım sanırım. Bir gün ölmeyi de gerçekleştirebilirsem hemen hemen her şeyi yapmış olacağım.

Tam şu sıralar bir çıkış yolu arıyorum nasıl olur acaba bu kadar zaman diliminde neden böyle yaptım da neden böyle oldu? diye sormadan edemiyorum kendime. Küçükken annesine ''Sigara içme anne, kanser olacaksın ayaklarını kesecekler'' diyen ben şimdilerde 2 paket sigara bitirir oldum sanırım annemin o zamanlarını anlar gibiyim evde 3 çocuk okuyor, koca dışarıda çalışmakta, anne-baba olmak kolay iş değil ikisi aynı anda hele hiç değil işte. Her insanın 3 yada 4 dönemi var gibi doğuyorsun, büyümeye başlıyorsun, büyüyorsun, yaşlanıyorsun. Peki bu kadar kısa bir hayatın içinde neden mutlu olamıyorum. Etrafımdan geçen insanların yüzlerine bakamıyorum, göz göze gelmek istemiyorum. Kalabalık ortamlardan kaçıyorum fazla dışarı çıkmıyorum. İşte bütün sebep bu yalnızlığım tek sebebi buymuş öyle diyen arkadaşlarım var. Yalnızlığı kendim tercih ettiğim için pişmanım. Ölmeden önce yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. Burada yazmaya başlarsam en iyisi başlamayayım ben.

Aşktan anlayan birilerinin gelip bana bilirkişilik yapmasını istiyorum, sevmek nasıl oluyor, bir kez yalnız gördüğüm insanı bir daha yalnız göremiyorum. Ya tamam güzel her şey mutlusunuz da bunu gözüme sokmayın be abi. Olan var olmayan var o değil ben ne yapayım hayır. Kimsenin prensi olmaya niyetli değilim, bir kişiye adam olmak istediğim tek şey. Yapılması gereken her şeyi yapalım bir kişi olsun gerçekten bende ki bu
aşağılanmışlık hissi ne zaman bitecek bilmiyorum. Sürekli kendimi küçümsüyor ve utanıyorum her şeyden çekiniyorum. Sınıfta parmak kaldırmam, bir kişiye hayatımda ''çok güzelsin, merhaba, senden hoşlanıyorum'' aşk konularında aklınıza ne gelirse söyleyemedim. Kendimle düşman oldum artık ama yine de yapamıyorum rahat değilim ve rahat olamıyorum.

Kurduğum hayaller artık sınırı geçmiş durumda bu hayallerden de bıktım artık ne de olsa hiç biri gerçekleşmiyor. Ha bire köreliyorum. Karanlıkla bütünleştim. Karanlık oluyorum git gide. Masmavi gökyüzüne bakıyorum ama ben karanlıktayım. Lanet olsun böyle hayata. Bir adım atamayan bana.

Neyse ben gidip Marionun prensesini kurtarayım.

Yorumlar

Popüler Yayınlar