''Seveceğim'' der gibi baktı.
''Seveceğim'' der gibi baktı.
Büyüyordum zaman geçtikçe, bir gün iş çıkışı sanırım günlerden cumartesi idi. Çıktım hiç bilmediğim bir dolmuşa bindim, son durağına kadar gittim. Son durağında indim ve kimseyi bilmediğim tanımadığım bir daha hatırlayamayacağım sokakların aralarına girdim, benim amacım kendimi kaybetmekti aslında ya da kafamda ki düşüncelerin hepsini başka şeylere yönlendirmek veya yok olmalarını sağlamaktı. Hayatımızda anlık gelişen olaylar vardır bir telefon geldi, birden irkildim ve bir mekanda olduğumu fark ettim. Kafam güzel olmuştu sanırım ya da kendimle taşak geçen bir kafadaydım halüsinasyon gördüğümden eminim.
Sürekli gittiğim barlardan birindeydim fakat saat kaçtı, ben burada ne yapıyordum, neden buraya gelmiştim diye sorular ard arda kafamın içindeki düşüncelerin yerini kaplamaya başlasalar da birden garsonun saat 1'de kapatıyoruz demesiyle kendime geldim.
Birden o girdi içeri, saat durdu, sigaramın dumanını hissettim, biramın asidine kadar fark ettim, fakat insanları duymuyordum artık ve kalbimin atışının sesleri kulaklarıma geliyordu. Bu bir halüsinasyon olmalıydı yoksa bir şeyler yapacağımdan korkuyordum. Fakat gerçekti hepsi. .
Tam da karşıma oturdu. Bir al benim vardı yalnızlığımla o an. Dikkat çekiyordum çünkü.
''Merhaba'' der gibi baktım.
Kafasını çevirdi umursamadı.
Bir sigara yakarken yine ''Merhaba'' der gibi baktım.
Yine aynı şeyi yaptı. Umursamadı.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum o an.
Çakmağının olmadığını fark edince.
(Mecburi) ''Merhaba, ateşini kullanabilir miyim?'' der gibi baktı.
''Evet'' der gibi baktım.
Bakışmalarımız yoğunlaşmaya başlamıştı.
Sonunda pes etti diye düşünürken.
''Acaba kaç yaşındadır?, ''Sevgilisi var mıdır?'', der gibi baktım.
Bu bakan ben değildim, biliyordum kendimi aslında ben o kadar rahat biri olamazdım o an her şey farklıydı.
Gülümsedi, ''Aradığın cevaplar bende'' der gibi baktı.
O an mutluluğun nirvanası dedikleri kafa o andı başka bir an olamazdı.
Şiir defterimi aldım yanına geçtim.
''Müsaade var mı?'' der gibi baktım.
''Buyurun, oturun'' der gibi baktı.
Oturdum daha sonra, biralar geldi muhabbet sohbet güzel geçti her şey.
''Kalkmam lazım'' der gibi baktı.
''Burada kalsan'' der gibi baktım.
Artık bakışlarımızla konuşabiliyorduk, o kadar ilerlemişti muhabbet.
Anlamsız bakınca anladım bir sıkıntısı vardı.
''Ben bırakayım'' der gibi baktım.
''Olur'' der gibi baktı ve kalktık.
Dışarı çıktık, yağmur damlalarını saçlarımda hissetmeye başlamıştım ki.
Etrafıma baktığım da sadece bir peçete satan çocuk gördüm, kimse yoktu.
Hasta değildim ama istemediğim zamanlarda istemediğim insanlarla konuşuyordum bu durum çok kötü bir şeydi. .
Ama 2 bira parası ödemiştim? Onu da pek anlayamadım. Neyse bir başka halüsinasyona artık. .
Mutluluk sandığım halüsinasyonlardan bıktım.
Büyüyordum zaman geçtikçe, bir gün iş çıkışı sanırım günlerden cumartesi idi. Çıktım hiç bilmediğim bir dolmuşa bindim, son durağına kadar gittim. Son durağında indim ve kimseyi bilmediğim tanımadığım bir daha hatırlayamayacağım sokakların aralarına girdim, benim amacım kendimi kaybetmekti aslında ya da kafamda ki düşüncelerin hepsini başka şeylere yönlendirmek veya yok olmalarını sağlamaktı. Hayatımızda anlık gelişen olaylar vardır bir telefon geldi, birden irkildim ve bir mekanda olduğumu fark ettim. Kafam güzel olmuştu sanırım ya da kendimle taşak geçen bir kafadaydım halüsinasyon gördüğümden eminim.
Sürekli gittiğim barlardan birindeydim fakat saat kaçtı, ben burada ne yapıyordum, neden buraya gelmiştim diye sorular ard arda kafamın içindeki düşüncelerin yerini kaplamaya başlasalar da birden garsonun saat 1'de kapatıyoruz demesiyle kendime geldim.
Birden o girdi içeri, saat durdu, sigaramın dumanını hissettim, biramın asidine kadar fark ettim, fakat insanları duymuyordum artık ve kalbimin atışının sesleri kulaklarıma geliyordu. Bu bir halüsinasyon olmalıydı yoksa bir şeyler yapacağımdan korkuyordum. Fakat gerçekti hepsi. .
Tam da karşıma oturdu. Bir al benim vardı yalnızlığımla o an. Dikkat çekiyordum çünkü.
''Merhaba'' der gibi baktım.
Kafasını çevirdi umursamadı.
Bir sigara yakarken yine ''Merhaba'' der gibi baktım.
Yine aynı şeyi yaptı. Umursamadı.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum o an.
Çakmağının olmadığını fark edince.
(Mecburi) ''Merhaba, ateşini kullanabilir miyim?'' der gibi baktı.
''Evet'' der gibi baktım.
Bakışmalarımız yoğunlaşmaya başlamıştı.
Sonunda pes etti diye düşünürken.
''Acaba kaç yaşındadır?, ''Sevgilisi var mıdır?'', der gibi baktım.
Bu bakan ben değildim, biliyordum kendimi aslında ben o kadar rahat biri olamazdım o an her şey farklıydı.
Gülümsedi, ''Aradığın cevaplar bende'' der gibi baktı.
O an mutluluğun nirvanası dedikleri kafa o andı başka bir an olamazdı.
Şiir defterimi aldım yanına geçtim.
''Müsaade var mı?'' der gibi baktım.
''Buyurun, oturun'' der gibi baktı.
Oturdum daha sonra, biralar geldi muhabbet sohbet güzel geçti her şey.
''Kalkmam lazım'' der gibi baktı.
''Burada kalsan'' der gibi baktım.
Artık bakışlarımızla konuşabiliyorduk, o kadar ilerlemişti muhabbet.
Anlamsız bakınca anladım bir sıkıntısı vardı.
''Ben bırakayım'' der gibi baktım.
''Olur'' der gibi baktı ve kalktık.
Dışarı çıktık, yağmur damlalarını saçlarımda hissetmeye başlamıştım ki.
Etrafıma baktığım da sadece bir peçete satan çocuk gördüm, kimse yoktu.
Hasta değildim ama istemediğim zamanlarda istemediğim insanlarla konuşuyordum bu durum çok kötü bir şeydi. .
Ama 2 bira parası ödemiştim? Onu da pek anlayamadım. Neyse bir başka halüsinasyona artık. .
Mutluluk sandığım halüsinasyonlardan bıktım.


Yorumlar
Yorum Gönder